![]() |
Nazım Hikmet Ran Şiirleri
23 Sentlik Askere Dair
Mister Dallas, sizden saklamak olmaz, hayat pahalı biraz bizim memlekette. Mesela iki yüz gram et alabilirsiniz, koyun eti, Ankara'da 23 sente, yahut bir kilodan biraz fazla mercimek, elli santim kefen bezi yahut, yahut da bir aylığına yirmi yaşlarında bir tane insan erkek, ağzı burnu, eli ayağı yerinde, üniforması, otomatiği üzerinde, yani öldürmeye, öldürülmeye hazır; belki tavşan gibi korkak, belki toprak gibi akıllı, belki gençlik gibi cesur, belki su gibi kurnaz, (her kaba uymak meselesi) belki ömründe ilk defa denizi görecek, belki ava meraklı, belki sevdalıdır. Yahut da aynı hesapla Mister Dallas, (tanesi 23 sentten yani) satarlar size bu askerlerin otuzbeşini birden İstanbul'da bir tek odanın aylık kirasına, seksen beş onda altısını yahut, bir çift ıskarpin parasına. Yalnız bir mesele var Mister dallas, herhalde bunu sizden gizlediler. Size yirmi üç sente sattıkları asker, mevcuttu üniformanızı giymeden önce de, mevcuttu otomatiksiz filan, mevcuttu sadece insan olarak, mevcuttu, tuhafınıza gidecek, mevcuttu hem de çoktan mı çoktan daha sizin devletin adı bile konmadan. Mevcuttu, işiyle gücüyle uğraşıyordu, mesela Mister Dallas, yeller eserken yerinde sizin New York'un, kurşun kubbeler kurdu o, gökkubbe gibi yüksek, haşmetli, derin. Elinde Bursa bahçeleri gibi nakışlandı ipek. Halı dokur gibi yonttu mermeri ve nehirlerin bir kıyısından öbür kıyısına ebem kuşağı gibi attı kırk gözlü köprüleri. Dahası var Dallas, sizin dilde anlamı pek de belli değilken henüz zulüm gibi, hürriyet gibi, kardeşlik gibi sözlerin, dövüştü zulme karşı o, ve istiklal ve hürriyet uğruna ve milletleri kardeş sofrasına davet ederek ve yarin yanağından gayri her yerde, her şeyde, hep beraber diyebilmek için, yürüdü peşince Bedrettin'in; O, tornacı Hasan, köylü Memet, öğretmen Ali'dir, Kaya gibi yumruğunun son ustalığı, 922 yılı 9 Eylül'üdür. Dedim ya, Mister Dallas, Herhalde bütün bunları sizden gizlediler. Ucuzdur vardır illeti. Hani şaşmayın, yarın çok pahalıya mal olursa size bu 23 sentlik asker, yani benim fakir, cesur, çalışkan milletim, her millet gibi büyük Türk milleti. -Nazım Hikmet Ran |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Ey benim iyimser hallerim;
Çabuk aldanışlarım, Alttan alışlarım, Hatayı hep kendimde buluşlarım, Değmeyecekleri kafama takışlarım, Yoktan yere, akıp giden gözyaşlarım, Herkesi insan yerine koyuşlarım!... Hepinize Elveda... Artık ben kimsenin, Hiç kimsesi olmayacağım!... -Nâzım Hikmet. |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Yine Memleketim Üzerine Söylenmiştir
Memleketim, memleketim, memleketim, ne kasketim kaldı senin ora işi ne yollarını taşımış ayakkabım, son mintanın da sırtımda paralandı çoktan, Şile bezindendi. Sen şimdi yalnız saçımın akında, enfarktında yüreğimin, alnımın çizgilerindesin memleketim, memleketim, memleketim... Yazılma Yeri Prag Nazım Hikmet Ran |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Yine Ölüme Dair
Zevcem, ruhu revanım Hatice Pîrâyende, ölümü düşünüyorum, demek ki arteryo skleroz başlıyor bende... Bir gün kar yağarken, yahut bir gece, yahut bir öğle sıcağında, hangimiz ilkönce, nasıl ve nerde öleceğiz? Nasıl ve ne olacak ölenin son duyduğu ses, son gördüğü renk, kalanın ilk hareketi ilk sözü ilk yediği yemek? Belki de birbirimizden uzakta öleceğiz. Haber çığlıklarla gelecek, yahut da ima edecekler, ve kalanı yalnız bırakıp gidecekler... Ve kalan karışacak kalabalığa. Yani efendim, hayat... Ve bütün bu ihtimâlât 1900 kaç senesinin kaçıncı ayı kaçıncı günü kaçıncı saatinde? Zevcem, ruhu revanım Hatice Pîrâyende, ölümü düşünüyorum, geçen ömrümüzü düşünüyorum. Kederli rahat ve hodbinim. Hangimiz ilkönce nasıl ve nerde ölürsek ölelim, seninle biz birbirimizi ve insanların en büyük dâvasını sevebildik - dövüştük onun uğruna -, «yaşadık» diyebiliriz. Nazım Hikmet Ran |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Yine Sana Dair
Sende, ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini, sende, ben, kumarbaz macerasını keşiflerin, sende uzaklığı, sende, ben, imkansızlığı seviyorum. Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine ve kan ter içinde, aç ve öfkeli, ve bir avcı istihasıyla etini dişlemek senin. Sende, ben, imkansızlığı seviyorum, fakat asla ümitsizliği değil... Nazım Hikmet Ran |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Yirminci Asra Dair
- Uyumak şimdi, uyanmak yüz yıl sonra, sevgilim... - Hayır, kendi asrım beni korkutmuyor ben kaçak değilim. Asrım sefil, asrım yüz kızartıcı, asrım cesur, büyük ve kahraman. Dünyaya erken gelmişim diye kahretmedim hiçbir zaman. Ben yirminci asırlıyım ve bununla övünüyorum. Bana yeter yirminci asırda olduğum safta olmak bizim tarafta olmak ve dövüşmek yeni bir âlem için... - Yüz yıl sonra, sevgilim... - Hayır, her şeye rağmen daha evvel. Ve ölen ve doğan ve son gülenleri güzel gülecek olan yirminci asır (benim şafak çığlıklarıyla sabaha eren müthiş gecem), senin gözlerin gibi, Hatçem, güneşli olacaktır... Nazım Hikmet Ran |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Yolculuk
Bir şair yolculuk ediyor bir denizinde dünyamızın bakarak bir yıldıza. Yolculuk ediyor şairin biri yıldızlardan birinde bir denizde bakarak dünyamıza. Yolculuk ediyor şairler denizlerinde kâinatın bakarak birbirine. Yazılma Yeri Akdeniz Nazım Hikmet Ran |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Yürümek
Yürümek; yürümeyenleri arkanda boş sokaklar gibi bırakarak, havaları boydan boya yarıp ikiye bir mavzer gözü gibi karanlığın gözüne bakarak yürümek!.. Yürümek; dost omuzbaşlarını omuzlarının yanında duyup, kelleni orta yere yüreğini yumruklarının içine koyup yürümek!.. Yürümek; yolunda pusuya yattıklarını, arkadan çelme attıklarını bilerek yürümek... Yürümek; yürekten gülerekten yürümek... Nazım Hikmet Ran |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Zafere Dair
Korkunç ellerinle bastırıp yaranı dudaklarını kanatarak dayanılmakta ağrıya. Şimdi çıplak ve merhametsiz bir çığlık oldu ümid... Ve zafer artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar tırnakla sökülüp koparılacaktır... Günler ağır. Günler ölüm haberleriyle geliyor. Düşman haşin zalim ve kurnaz. Ölüyor çarpışarak insanlarımız - halbuki nasıl hakketmişlerdi yaşamayı - ölüyor insanlarımız - ne kadar çok - sanki şarkılar ve bayraklarla bir bayram günü nümayişe çıktılar öyle genç ve fütursuz... Günler ağır. Günler ölüm haberleriyle geliyor. En güzel dünyaları yaktık ellerimizle ve gözümüzde kaybettik ağlamayı: bizi bir parça hazin ve dimdik bırakıp gözyaşlarımız gittiler ve bundan dolayı biz unuttuk bağışlamayı... Varılacak yere kan içinde varılacaktır. Ve zafer artık hiçbir şeyi affetmeyecek kadar tırnakla sökülüp koparılacaktır... Nazım Hikmet Ran |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde yatmak içindir. Kimi der ki kadın Yeşil bir harman yerinde Dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir. Kimi der ki ayalimdir, Boynumda taşıdığım vebalimdir. Kimi der ki hamur yoğuran. Kimi der ki çocuk doğuran. Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal. O benim kollarım, bacaklarım, başımdır. Yavrum, annem, karım, kız kardeşim, Hayat arkadaşımdır.” Nazım Hikmet Ran |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Hoş geldin!
Kesilmiş bir kol gibi omuz başımızdaydı boşluğun... Hoş geldin! Ayrılık uzun sürdü. Özledik. Gözledik... Hoş geldin! Biz bıraktığın gibiyiz. Ustalaştık biraz daha taşı kırmakta, dostu düşmandan ayırmakta... Hoş geldin. Yerin hazır. Hoş geldin. Dinleyip diyecek çok. Fakat uzun söze vaktimiz yok. YÜRÜYELİM.. |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Veda
Hoşça kalın dostlarım benim hoşça kalın! Sizi canımda canımın içinde, kavgamı kafamda götürüyorum. Hoşça kalın dostlarım benim hoşça kalın... Resimlerdeki kuşlar gibi dizilip üstüne kumsalın, mendil sallamayın bana. İstemez... Ben dostların gözünde kendimi boylu boyumca görüyorum... A dostlar a kavga dostu iş kardeşi a yoldaşlar a..!!. Tek hecesiz elveda.. Geceler sürecek kapımın sürgüsünü, pencerelerde yıllar örecek örgüsünü. Ve ben bir kavga şarkısı gibi haykıracağım mapusane türküsünü. Yine görüşürüz dostlarım benim yine görüşürüz... Beraber güneşe güler, beraber dövüşürüz... A dostlar a kavga dostu iş kardeşi a yoldaşlar a..!!. ELVEDA..!!....... Nazım Hikmet Ran |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Vera'nin Uykudan Uyanişi
Iskemleler ayakta uyuyor masa da öyle serilmiş yatiyor sirtüstü kilim yummuş nakişlarini ayna uyuyor pencerelerin simsiki kapali gözleri uyuyor sarkitmiş boşluga bacaklarini balkon karşi damda bacalar uyuyor kaldirimda akasyalar da öyle bulut uyuyor gögsünde yildiziyla evin içinde dişinda uykuda aydinlik uyandin gülüm iskemleler uyandi köşeden köşeye koşuştular masa da öyle dogrulup oturdu kilim nakişlari açildi katmer katmer ayna seher vakti gölü gibi uyandi açti kocaman mavi gözlerini pencereler uyandi balkon toparladi bacaklarini boşluktan tüttü karşi damda bacalar kaldirimlar akasyalar ötüştü bulut uyandi atti gögsündeki yildizi odamiza evin içinde dişinda uyandi aydinlik doldu saçlarina senin dolandi çiplak beline ak ayaklarina senin Yazılma Yeri Moskova Nazım Hikmet Ran |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Vera'ya
Gelsene dedi bana Kalsana dedi bana Gülsene dedi bana Ölsene dedi bana Geldim Kaldım Güldüm Öldüm Nazım Hikmet Ran |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Yaşamak Seni Sevmek Gibi...
Meydan yerinde kampana vurdu. Nerdeyse koguşlarin kapilari kapanir. Bu sefer hapislik uzun sürdü biraz: 8 yil... Yaşamak ümitli bir iştir, sevgilim. Yaşamak: Seni sevmek gibi ciddi bir iştir. Nazım Hikmet Ran |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Yaşamaya Dair - I
Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın bir sincap gibi mesela, yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, yani bütün işin gücün yaşamak olacak. Yaşamayı ciddiye alacaksın, yani o derecede, öylesine ki, mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut kocaman gözlüklerin, beyaz gömleğinle bir laboratuvarda insanlar için ölebileceksin, hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, hem de en güzel en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bildiğin halde. Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yanı ağır bastığından. Yazılma Tarihi 1947 Nazım Hikmet Ran |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Yaşamaya Dair - II
Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız, yani, beyaz masadan, bir daha kalkmamak ihtimali de var. Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına, hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden, yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz en son ajans haberlerini. Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için, diyelim ki, cephedeyiz. Daha orda ilk hücumda, daha o gün yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün. Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu, fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu. Diyelim ki hapisteyiz, yaşımız da elliye yakın, daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının. Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız, insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla yani, duvarın ardındaki dışarıyla. Yani, nasıl ve nerede olursak olalım hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak... Nazım Hikmet Ran |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Yaşamaya Dair - III
Bu dünya soğuyacak, yıldızların arasında bir yıldız, hem de en ufacıklarından, mavi kadifede bir yaldız zerresi yani, yani bu koskocaman dünyamız. Bu dünya soğuyacak günün birinde, hatta bir buz yığını yahut ölü bir bulut gibi de değil, boş bir ceviz gibi yuvarlanacak zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız. Şimdiden çekilecek acısı bunun, duyulacak mahzunluğu şimdiden. Böylesine sevilecek bu dünya "Yaşadım" diyebilmen için... Nazım Hikmet Ran |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Yine De İyimserlik
kardeşim sonu tatlıya bağlanan kitaplar yollayın bana uçak sağ salim inebilsin meydana doktor gülerek çıksın ameliyattan kör çocuğun açılsın gözleri delikanlı kurtarılsın kurşuna dizilirken birbirine kavuşsun yavuklular düğün dernek yapılsın hem de susuzluk da suya kavuşsun ekmek de hürriyete kardeşim sonu tatlıya bağlanan kitaplar yollayın bana onların dediği çıkacak eninde de sonunda da... Nazım Hikmet Ran |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Yine İyimserlik Üstüne
Sağlığımda açıldı kosmos yolu, Moskova'da açılış törenindeyim. Avucumda bir çocuğun sarışın eli, bir yılbaşı ağacı önündeyim. Biliyordum, yaşına bile gelmeden, gözlerinde sırça toplar yanan çocuk, yolcu füzeleri güneşe doğru, yıldızların arasından, balıklar gibi sessiz sedasız akıp gidecek. Ama füze yolcuları yola çıkabilecek mi pasaportsuz? Bilet olacak mı? Parayla mı alacaklar? Ve uzaklaşıp karpuzlaşır, elmalaşırken dünyamız, ıstıratosferde savaş füzelerine mi rastgelecekler? Beni ilgilendiren bavullarının eşyası değil, yüreklerinin yükü. Korkuyorlarsa kimden, neden, niçin, nasıl? Ya ara hırsı? Emir verme merakı? Yüzüne yılbaşı ağacının telli pullu aydınlığı vuran çocuk, belli, bilmiyorum neden, ama belli yaşayacak benden iki kere çok. Kosmosa filan gidip gelecek. İş bunda değil. Yeryüzünde görecek mucizenin büyüğünü : tek insan milletini pırıl pırıl. Ben iyimserim, dostlar, akarsu gibi... Yazılma Yeri Moskova Nazım Hikmet Ran |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Seviyorum Seni
Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi Geceleyin ateşler içinde uyanarak ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi Ağır posta paketini neyin nesi belirsiz telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi Seviyorum seni denizi ilk defa uçakla geçer gibi İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık içimde kımıldayan birşeyler gibi Seviyorum seni Yaşıyoruz çok şükür der gibi. Nazım Hikmet Ran |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Seviyorum Seni
Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi Geceleyin ateşler içinde uyanarak ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi Ağır posta paketini neyin nesi belirsiz telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi Seviyorum seni denizi ilk defa uçakla geçer gibi İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık içimde kımıldayan birşeyler gibi Seviyorum seni Yaşıyoruz çok şükür der gibi. Nazım Hikmet Ran |
Yanıt: Nazım Hikmet Ran Şiirleri
Silahsız İnsanlar
Beş kıtanın içinden başladı sefer Gidildi kuzeye doğru, gidildi, Ormanlar, kayalar, göller, denizler Şehrine varıldı, şehir yeşildi. Bu gelenler silâhsız adamlardı Her birisi yüreğini çıkardı. Her yürekte güzel bir şeyler vardı, Hayata sevdalar ilân edildi. Geceler beyazdı, gündüzler serin, Sözleri dövdüler dan dan da din din, Örsünde sıcacık yüreklerinin Ölüm bu sözlerden güçlü değildi. Nazım Hikmet Ran |
| Tüm zamanlar GMT +3 olarak gösterilmektedir. Şu an saat: 20:14. |
vBulletin® Sürüm 3.8.11 altyapısı ile çalışmaktadır
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc.